Ana içeriğe atla

GÜL HATIRINIZ LAZIM MEHMET GÜLİBİK Bir gün eniştem, rahmetli Suzi Kömürlüoğlu Bey, bana bir fotoğraf göstermiş ve “Bunu tanıyor musun?” demişti. “Tanımaz olur muyum" diyerek fotoğrafı almıştım. Fotoğraf, Sivas’ın meşhur Cıbırlar Parkında çekilmişti ve fotoğrafı çeken kimse, rahmetli Gülibik'i çok güzel tespit etmişti… Fotoğrafı incelerken, gençlik yıllarımın Sivas’ıyla ilgili nice anılar, zihnimden geçiyordu… Cıbırlar Parkında fıskiyeli şadırvanlı bir havuz vardı. Fotoğrafın Cıbırlar Parkında çekildiği, Gülibik’in sağ tarafında görünen fıskiyeden anlaşılıyordu. Fotoğrafa bakarak eski zamanlara dalarken, kafamda şöyle bir şiirin dizeleri istiflenmeye başlamıştı: GÜLİBİK Çoraktır toprağı kıraçtır amma İnsan yetiştirir ilimiz bizim Hal-ü kıbalına bakıp aldanma Hadim-ül hikmettir delimiz bizim Herkes sever koklar aşılı gülü Böyle gelmiş böyle gider ezeli Cıbırlar Parkında Gülibik veli Kuşburnu çalısı gülümüz bizim Sonra bu fotoğrafı Suzi Beyden emaneten alıp, Gülibik’in resmi ile birlikte yazdığım şiiri de içeren bir tebrik kartı düzenlemiş; 500 adet bastırmıştım. Bayrama birkaç gün vardı. Adresini bulabildiğim ve tanıdığım Sivaslılara bu kartı göndererek, bayramlarını tebrik etmiştim. Tebrik kartı ortadan ikiye katlanan türdendi. Ön kapağına Gülibik’in resmini koymuştum; altına da Gülibik’in “Eskiden yanlış söylemeye korkardık; şimdi doğru söylemeye korkuyoruz” şeklindeki sözünü yazmıştım. Ön kapağın arkasına “GÜLİBİK” için yazdığım şiiri koymuş; karşı sayfaya, bayram tebrikiyle ilgili cümleleri yazmıştım. Arka kapağına da Gülibik’in Sivas Nüfus Müdürlüğünden temin ettiğim kimlik bilgilerini ve kişiliğiyle ilgili bildiklerimi kısaca yazmıştım: "Mehmet Gülibik, Sivas’ın Kızılırmak Mahallesi (Eski adıyla Çayır Ağzı Mahallesi) Hane No 258’de nüfusa kayıtlı, Köse Bekiroğulları’nandır. Babası Mehmet Nuri Efendi, Annesi Muteber Hanımdır. Hicri 1316 (M.1898) doğumludur. 18.04.1966’da bekâr olarak vefat etmiştir." Bunlara ilaveten, Gülibik'in fırın işçisi olduğunu belirttikten sonra "Genellikle çalıştığı fırının önünde odun yararken, ya da Cıbırlar Parkı gibi halka açık yerlerde dolaşırken, çalınan her havaya oynar, güler, güldürür, eğlenir, eğlendirirdi. Aklına gelen her konuda konuşur, etrafına toplanan kalabalığa veciz sözler söylerdi. Kimine göre deli, kimine göre veli, fakat şehrin önde gelenleri dâhil, herkesin sevgisini kazanmış, nevi şahsına münhasır biriydi". Şeklindeki, bir kaç cümleyle Gülibik'in, kısa bir tanımını da yapmıştım. "İnsanların çoğu bir yerde bulunmakla o yerde yaşamayı birbirine karıştır" diyen Mark Twain haklıydı: Ben de sözüm ona İstanbul'da yaşıyordum; ama aslında, İstanbul'da bulunduğum belliydi Çünkü Sivas'ın delilerini bile özlemiştim. Bayramdan sonra, tebrik gönderdiğim hemen herkesten olumlu haberler almaya başlamıştım. Hatta bazı arkadaşlarım, tebrik kartının fotokopisini çektirip kendi tanıdıklarına gönderdiklerini yazmışlardı. Gülibik benim gençlik yıllarımda 50’li yaşlarındaydı. Onunla ilgili bazı olayları eskiden beri bildiğim gibi; bazılarını da tebrik kartı vesilesiyle anılarını anlatan arkadaşlarımdan öğrenmiştim. Gülibikle İlgili Anılar 1) Bir gün İstasyon Caddesinde gezinirken Tan Sineması civarında Gülibik ile karşılaşmıştım. Kendi kendine söylenerek geliyordu. Tam yanımdan geçerken “Eksiden yanış söylemeye gorharuduh; şindik doğru söylemeye gorhuyoruh” Dediğini duymuştum. 2) O zamanlar, Sivas’ta Tümen vardı. Cumartesi günleri öğlen vaktinde Tümen'in tam teşekküllü bandosu, Kışla caddesinden Hükümet Meydanına doğru, marşlar çalarak iner; Hükümet Meydanı’nda İstiklal Marşı eşliğinde bayrağımız göndere çekilir; Pazar akşamı da aynı şekilde bayrak gönderden indirilirdi. İşte o günlerin birinde, İstiklal Marşı çalınmaya başlayınca, herkes selama dururken Gülibik de oynamaya başlamış… Etrafındakilerin sert ikazları üzerine oynamayı bırakıp, o da herkes gibi kımıldamadan durmuş. İstiklal Marşı bitip de herkes selam durumundan çıkınca, Gülibik etrafındakilere: -Beni niye gırmaştırmadınız lan ! Diye çıkışmış. Onlar da: -İstiklal Marşına oynanır mı? Deyince; Gülibik de: -Esas, İstiklal Marşına oynanır! İstiklal Marşına oynamıyacuğuh da neye oynıyacuğuh? Demiş… 3) Bu İstiklal marşı ile ilgili bir anı daha varmış. Onu da şöyle anlatanlar oldu: Gülbik'e "Sen her havaya ayak uydurabilir misin? Diye sormuşlar. O da "Helbet". Demiş ve ilave etmiş: "Yalnız İstiklal Marşına ayak uyduramıyorum. Ona da uydururum da gırmaşdırmıyollar!" demiş… 4) Belediye Reisi Rahmi Bey (Rahmetli Rahmi Günay), Hükümet Meydanında Gülibik ile karşılaşınca, ona biraz harçlık vermek istemiş ve: - Gülibik, hadi biraz oyna da eğlenelim. Demiş. Gülibik oynamaya başlamış, ahali de etrafına toplanmış seyrediyormuş. Gülibik oynarken, Rahmi Beye arkasını döndüğü sırada, etraftakilere: -O da belliyor ki beni oynatıyor; hal bu ki ben onu oynatıyorum. Demiş. 5) Şehrin tüccarlarından biri, dükkânının önüne koyduğu sandalyeye oturmuş, geleni geçeni seyrediyormuş. Gülibik bunu görünce adama: "Bana on para versene" demiş. Adam da vermiş. Gülibik adama: "Sen on paralık adamsın " demiş. Adam da "Yüz para verseydim bunu demezdin değil mi?" deyince, Gülibik: "O zaman da yüz paralık adamsın derdim " demiş. 6) Gülibik rahatsızlanmış evinde yatıyormuş. Bir komşusu onu ziyaret etmiş. Komşusu geçmiş olsun babından konuşurken Gülibik adama: -Bir adam nasıl ölür sana gösteriyim mi? Demiş. Adam da laf olsun diye: -Göster bakalım; nasıl ölürmüş? Demiş. Gülibik de: - Aha beyle. Diyerek sedire uzanmış, kelime-i şahadet getirip kendini bırakmış; sesini soluğunu kesmiş… Bir süre sonra Adam: -Eyi eyi. Gördük; kalk artık kalk. Demişse de Gülibik uzanmaya devam etmiş. Adamcağız Gülibiğin kolundan tutup çekerek: - De hadi kalk yahu; yeter artık. Diyerek Gülibiği kaldırmak istemiş; fakat bakmış ki Gülibik sahiden ölmüş… Alıntı Yener Okatan hocadan


via Sivas Herfene https://bit.ly/2IUul3n

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Pamukpınar öğretmen okulu Tarihçe Pamukpınar Köy Enstitüsü, Sivas-Tokat karayolu üzerinde Yıldızeli’nin 5 km kuzeyinde 1941 yılında kuruldu. Pamukpınar adının nereden geldiğinin iki ayrı söylencesi var: 1. hoş içimli kaynak suyundan geliyor. 2. yerleşke bölgesinde yüzeyden akan kireçli pınar suyu aktığı yerleri beyaza dönüştürdüğünden Pamukpınar adı kalıcılaşıyor. Kısacası Pamukpınar ismi bir sudan geliyor. Pamukpınar topraklarının istimlak işleri 1938 yılında yapıldı. 700 dönümlük arazi üzerinde 1941 yılında faaliyete geçti. Okulun yerleşme ve spor alanları hariç 400 dönüm ekilip, işlenebilir arazisi vardır. Akçadağ Köy Enstitüsü’nde okuyan Sivas, Tokat ve Erzincan’lı öğrenciler (efsane öğretmenimiz Ömer Yurdagül’ün rehberliğinde) getirilerek 2. ve 3. sınıflar oluşturuldu. Adı geçen illerin köylerinden, ilkokulu bitiren öğrenciler alınarak 1. sınıflar oluşturuldu. Başta okul müdürü Ethem Salmangil, bir müdür yardımcısı, üç öğretmen ve yüz seksen öğrenci ile eğitim-öğretime başlandı. Henüz derslik, yemekhane, yatakhane ve lojman binaları yokken; öğrenciler Yıldızeli’ndeki Cumhuriyet İlkokulu’nun zemin katında yatıyor, yemeklerini de orada yiyorlardı.. Havaların iyi olduğu günlerde Pamukpınar’a gidilerek temeller kazılıyor, tuğlalar hazırlanıyor, binaların yapımında öğrencilerin de beden gücünden yararlanılıyordu. 1942 yılından itibaren normal eğitim-öğretimin yanı sıra eğitmenler de yetiştirilmeye başlandı. Askerliğini yapmış, okuma yazma bilen erkekler alınarak, Nisan ayı ie Ekim ayı arasında kurslarda yetiştirilip, köylere Eğitmen olarak gönderiliyorlardı. Yetişkin bu insanlardan binaların yapım ve bakımlarında da yararlanıldı. Bu Eğitmenler’in kırsal bölgelerin eğitim ve kalkınmalarına büyük katkıları olmuştur. Eğitmen yetiştirilmesine 1948 yılına kadar devam edildi. Okulun kuruluşundan itibaren Döner Sermaye teşekkül ettirildi. Arazinin yarısı ekilip, biçilirken diğer yarısı nadasa bırakılıyordu. Örnek verirsek; 1964-1965 Ekim’i sonunda 8 ton arpa, 9 ton yulaf, 10 ton buğday, 2 ton saman, 3 ton ot, 1 ton yonca üretildi. Ayrıca büyükbaş hayvanlar ve kümes hayvanları da yetiştirilerek, bunların etinden, sütünden yararlanılıyordu. Yine küçük bir orman haline getirilen Pamukpınar arazisinde çam, söğüt, kavak, elma, erik, akasya, meşe vs. ağaçlar yetiştirilmiştir. Ayrıca yaz aylarında okulun büyük sınıf öğrencileri dönüşümlü olarak okula çağırılarak tarım işlerinde çalıştırıldı. Köy enstitüleri 1952 yılında zamanın yöneticileri tarafından kapatıldı. 1952 yılından itibaren 6 yıla çıkarılarak PAMUKPINAR YATILI ERKEK ÖĞRETMEN OKULU olarak eğitim öğretimini sürdürdü. 1976 yılından itibaren, ÖĞRETMEN LİSESİ’ne dönüştürüldü. 1988 yılına gelindiğinde; öğretmen lisesinin içinde bir de GÜREŞ OKULU açılarak; 1990 yılına kadar çift okullu Eğitim Öğretim sürdürüldü. 1990 yılından 1997 yılına kadar PAMUKPINAR ANADOLU ÖĞRETMEN LİSESİ adiyla faaliyetine devam etti. 1997 yılından itibaren, YATILI İLKÖĞRETİM BÖLGE OKULU’na (YİBO) dönüştürüldü. 2014 yılından beri ise YATILI BÖLGE ORTAOKULU statüsünde Eğitim ve Öğretim’e hizmet veriyor. Pamukpınar 4000′e yakın öğretmen yetiştirerek yurdun her tarafına göndermiştir. Yurdumuzun her tarafında Pamukpınar’dan yetişmiş hemen her meslekten insana rastlamak mümkündür. PAMUKPINAR’DAN YETİŞENLER Cahit Külebi Şair Sabri Özer Şair ve Yazar Mahmut Özdermir Bakan Nihat Canpolat Vali Amir Çiçek Vali Halil İbrahim Akça Büyükelçi Mehmet Çağlar Genel Müdür Necati Yalçın Prof. Dr. Hüsnü Aydoğdu Müzisyen Dursun Çiçek Albay Dr. – Mv. Şeref Eroğlu Güreşçi (Dünya Şampiyonu) Hakkı Bulut Sanatçı Mehmet Güler Yazar Hasan Göztepe Yazar Ali Doğan Halk Ozanı Tevfik Karakaya Profesör Niyazi Ünsal Eski Erzincan Senatörü Emin Özdemir Yazar Mehmet Ceylan Profesör Dr. Kadim Ceylan Profesör Dr. Ahmet Erbil Fizik Prof. Dr. Amerika (NASA) Orhan Çakırer Prof. Dr. Ali Bozkurt TÖB-DER Genel başkanı Abbas Cılga Şair- Yazar Hazım Zeyrek Şair- Yazar Mehmet Adem Solak Şair- Yazar

via Sivas Herfene http://bit.ly/2s3MhyS

Yılmaz Güney’in Temeltepe hatırası.. Ahmet Caniklioğlu arşivi

via Sivas Herfene https://bit.ly/3fcuwTm

Sivas'ta Tahta Gazoz kasalarına son bakışlar 😥

via Sivas Herfene https://bit.ly/3AyFXiN