Ana içeriğe atla

Sivas Kongresi


Mustafa Kemal, 29 Ağustos’ta Erzurum’dan ayrılarak 2 Eylül 1919’da Sivas’a geldi. Sivas’a gelişindeki coşkulu karşılama, Milli Mücadele’nin halka dayandığını göstermesi yönünden önemlidir.
Kongre öncesinde, Erzurum Kongresi’nde olduğu gibi İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri, kongrenin toplanmasını önlemek için çeşitli girişimlerde bulundular. Elazığ Valisi Ali Galip’in kongreyi basıp Mustafa Kemal’i tutuklayacağı konusunda söylentiler yayıp Sivas Valisine gözdağı vermek istediler. Ancak kongrenin toplanmasına engel olamadılar.
4 Eylül 1919 günü toplanan Sivas Kongresi’ne Erzurum Kongresi’nde seçilen beş temsil heyeti üyesi ile on bir ilden gelen otuz sekiz temsilci katılmıştır. Kongrenin ilk günü, Mustafa Kemal’in kongre başkanlığına getirilmemesi için bazı temsilciler çeşitli engellemelerde bulundularsa da yapılan gizli oylama sonucunda başkanlığa Mustafa Kemal seçildi.

Kongrede Erzurum Kongresi kararları aynen kabul edildi. Anadolu ve Rumeli’de kurulmuş olan bütün müdafaa-i hukuk cemiyetleri, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında tek bir cemiyet haline getirildi. Bundaki amaç, Milli Mücadele’yi tek elden yönetmek ve ülkeyi düşman işgalinden bir an önce kurtarmaktı.
Kongrede tartışılan en önemli konu, güçlü bir devletin mandasına sığınmak isteği olmuştur. Manda, devletler hukukunda, kendisini yönetemeyen bir ülkeyi yönetmek üzere Milletler Cemiyeti’nin bir devlete o ülkeyi yönetme yetkisi vermesi anlamına gelir. ABD Başkanı Wilson, yayımladığı ilkeleri ile, savaşın sonunda, galip devletlerin, yenilgiye uğrayan devletlerden toprak talebinde bulunmayacaklarını ifade etmiştir. Bu ilkeyi görünüşte çiğnemek istemeyen İtilaf Devletleri, bazı ulusların, savaştan sonra kurulmuş olan Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti) tarafından yönetilmesini ileri sürdüler. Milletler Cemiyeti bu yönetme işini doğrudan kendisi yapamayacağından, büyük bir devleti bu işi yapmakla görevlendirecekti.
Kongreye katılan üyelerden bazıları, mandanın kabulünü ve ABD’nin mandater devlet seçilmesini istemekteydiler. Kuvay-ı Milliye hareketinin ise kuruluş gerekçesine ve amacına uygun olmayan bu tutumu kabul etmesi mümkün değildi.
Kongrede seçilen Temsil Heyeti, vatanın bütününü temsil etmek yetkisine sahip kılındı. Milletçe savunma ve direnme esası kabul edildi. Vatanın herhangi bir parçası İstanbul Hükümeti tarafından korunamadığı zaman geçici bir hükümet kurularak idarenin millet adına ele alınacağı kararlaştırıldı. Misak-ı Milli esasları belirlenerek İstanbul Hükümetinden Mebusan Meclisinin bir an önce toplanmasını sağlaması istendi.
Kongrede, Temsil Heyeti başkanlığına Mustafa Kemal seçildi. Temsil Heyeti, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile kurtuluş mücadelesini yürütecek, Mebuslar Meclisinin bir an önce toplanması için çalışacaktı.
Sivas Kongresi’nin Önemi
Sivas Kongresi, Anadolu’da TBMM’nin kuruluşunu hazırlayan gelişmeleri hızlandıran bir kongre olması yönüyle önem taşımaktadır. Kongre, Ali Fuat (Cebesoy) Paşayı, Batı Anadolu Kuvay-ı Milliye Komutanlığına tayin etmekle, aynı zamanda yürütme yetkisine sahip olduğunu gösterdi. Ayrıca, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın Osmanlı hükümetince kabul edilmiş olan uygulama şeklini de reddetmiş ve yabancıların işgallerine karşı direneceğini ilan etmişti.
Sivas Kongresi, çalışmalarını ayrı ayrı sürdüren müdafaa-i hukuk cemiyetlerini  Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirdi. Manda isteğini kesinlikle reddetti. İşgallere karşı çıkılması ve direnilmesi kararını aldı.
Mustafa Kemal, Sivas Kongresi’nden bir hafta sonra Sivas’a gelen Amerikalı General Harbord (Harbıd) la yaptığı konuşmada yeni Türk devleti kurmak arzusunu ve amacını; “Her şeye rağmen yurdumuzu kurtarmak, özgür ve uygar bir Türk Devleti kurmak, insan gibi yaşayabilmek için yapacağım bunu…” sözüyle belirtmişti.



Mustafa Kemal'in başkanlığını yaptığı Sivas Kongresi kararları şu şekilde özetlenebilir:
1. Milli sınırları içinde vatan bölünmez bir bütündür; parçalanamaz.
2. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet top yekün kendisini savunacak ve direnecektir.
3. İstanbul Hükümeti, harici bir baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk mecburiyetinde kalırsa, vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü temin edecek her türlü tedbir ve karar alınmıştır.
4. Kuvayı Milliye'yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır.
5. Manda ve himaye kabul olunamaz.
6. Milli iradeyi temsil etmek üzere, Meclis-i Mebusan'ın derhal toplanması mecburidir.
7. Aynı gaye ile, milli vicdandan doğan cemiyetler, "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında genel bir teşkilat olarak birleştirilmiştir.
8. Genel teşkilatı idare ve alınan kararları yürütmek için kongre tarafından Temsil Heyeti seçilmiştir.

Sivas Kongre Heyeti tarafından alınan kararlar Damat Ferit Paşa Hükümeti'ne, İtilaf Devletleri Temsilcileri'ne ve Türk Milleti'ne duyuruldu. Bu durum toplumun her kesiminde büyük yankı uyandırdı. Bundan böyle tüm Türkler tek bir vücut halinde işgalcilere ve düşmanlara karşı koyacaktı. Mustafa Kemal, İstanbul Hükümeti'nin talebi üzerine 20-22 Ekim 1919 tarihlerinde Amasya'da hükümet temsilcileriyle görüştü. Bu görüşmelerin sonucunda Mustafa Kemal'in amacı gerçekleşmiş, bir millet meclisinin toplanmasına karar verilmişti. Mustafa Kemal, İstanbul'da toplanacak bir meclisin işgal kuvvetleri tarafından mutlaka bir tuzağa uğrayacağını düşünmesine ve Anadolu'da toplanmasını istemesine rağmen, Meclis 12 Ocak 1920'de İstanbul'da toplandı. Birçok milletvekili Mustafa Kemal Paşa'ya söz vermelerine rağmen, Milli Mücadele'den yana bir grup oluşturamadılar. Atatürk bu durumdan şöyle bahsetmiştir:
"Bu grubu kurmayı vicdan borcu, millet borcu bilmek durum ve kabiliyetinde bulunan efendiler inançsız idiler!.. Korkak idiler!.. Cahil idiler!.. İnançsız idiler, çünkü milli davanın ciddiliğine ve kesinliğine ve bu davanın dayanağı olan Milli teşkilatın sağlamlığına inanmıyorlardı. Korkak idiler, çünkü tek kurtuluş dayanağının millet olduğunu ve olacağını takdir edemiyorlardı. Padişah'a dalkavukluk ederek, yabancılara hoş görünerek, yumuşak ve nazik davranarak büyük gayelerin gerçekleştirilebileceği gafletini gösteriyorlardı."
Bu meclisin kayda değer tek faaliyeti, Erzurum ve Sivas Kongreleri'nin esaslarını Misak-ı Milli olarak kabul etmek olmuştur. 

Sivas Kongresi Delegeleri Ve Heyet-İ Temsiliye Üyelerinin Listesi

Sıra
No
Adı Soyadı
Ünvanı
Delege
Olduğu İl
Katılıp Katılmadığı
1
Mustafa Kemal PaşaHeyet-i Temsiliye Üyesi (Ordudan ayrılma)
--
Katıldı.
2
Gümüşzade Bekir EfendiDelege(Öğretmen)AfyonkarahisarKatıldı.
3
Kesri zade Salih Sıtkı BeyDelege(Mülkiye Mez.)AfyonkarahisarKatıldı.
4
Koçzade Mehmet Şükrü BeyHukuk MezunuAfyonkarahisarKatıldı.
5
Ahmet Nuri BeyDelege(Eski Mebus)BursaKatıldı.
6
Necati Bey (KURTULUŞ)Delege(Askerlikten Ay.)BursaKatıldı.
7
Osman Nuri Bey (ÖZPAY)Delege(Hukuk Mez.)BursaKatıldı.
8
Asaf Bey (DORAS)Delege(Hukuk Mez.)BursaKatıldı.
9
Abdurrahman Dursun Bey(SABIKOĞLU YALVAÇ)Delege(Öğretmen)ÇorumKatıldı.
10
Mehmet Tevfik Bey (ERGUN)Delege(Öğr.-Müftü)ÇorumKatıldı.
11
Başağazade Yusuf Bey (BAŞKAYA)Delege (Hukuk Mez.)DenizliKatıldı.
12
Dalamanlızade Mehmet Şükrü BeyDelege (Hukuk Mez.)DenizliKatıldı.
13
Küçükağazade Necip Ali Bey (KÜÇÜKA)Delege (Hukuk Mez.)DenizliKatıldı.
14
İsmail Hakkı Behiç BeyHeyet-i Temsiliye Üyesi(Mülkiye Mez.)DenizliKatıldı.
15
İhsan Hamit Bey (TİĞREL)Heyet-i Temsiliye İstişare Üyesi (Mülkiye Mez.)DiyarbakırKatıldı.
16
Şeyh Hacı Fevzi Efendi (BAKSOY) (FIRAT)Heyet-i Temsiliye ÜyesiNakşibendi ŞeyhiErzincanKatıldı.
17
Hoca Raif Efendi (DİNÇ)Heyet-i Temsiliye Üyesi(Hukuk Mez.)ErzurumKatıldı.
18
Hüsrev Sami Bey (KIZILDOĞAN)Heyet-i Temsiliye Üyesi(Askerlikten Ayrılma)EskişehirKatıldı.
19
Bayraktarzade Hüseyin Bey (BAYRAKTAR-AKBAŞLI)Delege (Tüccar)EskişehirKatıldı.
20
Sipahizade Halil İbrahim Bey (SİPAHİ)Delege(Tüccar-Belediye Reisi)EskişehirKatıldı.
20
Kara Vasıf Bey (KARAKOL)Heyet-i Temsiliye Üyesi(Askerlikten Emekli)GaziantepKatıldı.
21
Ahmet Mazhar Müfit Bey (KANSU)Heyet-i Temsiliye Üyesi(Eski Vali)HakkariKatıldı.
22
Hikmet Bey (BORAN)Delege (Tıbbiyeli)İstanbulKatıldı.
23
İsmail Fazıl Paşa (CEBESOY)Delege (Emekli Asker)İstanbulKatıldı.
24
İsmail Hami Bey (DANİŞMEND)Delege (Mülkiye Mez.)İstanbulKatıldı.
25
Sami Zeki BeyDelege (Emekli Subay)KastamonuKatıldı.
26
Tatlı-zade Nuri BeyDelege (Tüccar)KastamonuKatıldı,
27
Kalaç-zade Ahmet Hilmi (KALAÇ)Delege (Mülkiye Mez.)KastamonuKatıldı.
28
İmam-zade Ömer Mümtaz BeyDelege (Tüccar)KayseriKatıldı.
29
Katip-zade Nuh Naci Bey (YAZGAN)Delege(Lise Mezunu-Tüccar)KayseriKatıldı.
30
İbrahim Süreyya Bey (YİĞİT)Delege (Mülkiye Mez.)Manisa-SaruhanKatıldı.
31
Mahmut Macit Bey (SUNER)Delege (Hakim)Manisa-AlaşehirKatıldı.
32
Dellalzade Hacı osman Remzi Efendi (ÖĞÜT)DelegeNevşehirKatıldı.
33
Halid Hami Bey (MENGİ)Delege (Tüccar-Bld.Reisi)Niğde-BorKatıldı.
34
Ratipzade Mustafa Efendi (SOYLU)Heyet-i Temsiliye Üyesi (Öğretmen)NiğdeKatıldı.
35
Refet Paşa (BELE)Heyet-i Temsiliye Üyesi (Asker)Samsun (Canik)Katıldı.
36
Boşnak-zade Süleyman Bey (BOŞANLI)Delege (Denizci)Samsun (Canik)Katıldı.
37
Hüseyin Rauf Bey (ORBAY)Heyet-i Temsiliye Üyesi(Askerlikten Ayrılma)SivasKatıldı.
38
Bekir Sami Bey (KUNDUK)Heyet-i Temsiliye Üyesi(Mülkiye Mezunu)SivasKatıldı.
39
Bahri Bey (TATLIOĞLU)Delege(Çiftçi-Rüştiye Mezunu)YozgatKatıldı.
40
Çerkez Yusuf Bey (SANGU)Delege (Çiftçi) Katıldı.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

via Sivas Herfene http://bit.ly/2HTrQZQ

Sayın Selamet Agaogullari Anılarındaki Kale Parkı: SİVAS KALE PARK'TA BİR YABANCI Sivasta kaleye çıkınca,farklı bir ortama girmiş sayarım kendimi! Aslında fark eden bir şey olmaz,ağaçlar ve ortancalar içinde patika yollarda bir süre dolaşarak sivası en tepe noktasından dört yönü ile seyretme imkanı buluruz hepsi bu kadar. Şehrin tam orta merkezinde bulunması,doğusuyla,batısıyla,güneyi ve kuzeyiyle sivası seyretmek başka bir zevktir. Kalenin çıkış yolu oldukça geniştir hem yaya hem araçla çıkabilirsiniz. Kale,aslında bir toprak tepedir,o halinden 1950 lili yılların sonlarında üstü düzeltilerek park haline getirilmiş yeşillikler içinde 8-10 bin metre kare bir alana sahiptir. Kale parka batı tarafından çıkılır,çıkış yolu tahminen 200 metre hatırı sayılır bir yokuştur. Yolu bitirip düzlüğe çıkınca derin bir nefes aldıktan sonra,arkaya dönerek şehrin batı yakasını uzunca bir süre incelersiniz,hemen önünüzde sosyal sigortalar hastanesi dikkatinizi çeker,bina aralarından istasyon caddesi,DDY lojmanları,stadyum,biraz daha uzaklara baktığınızda,dört eylül,ece,halil rifat paşa,aydoğan,altıntabak,çiçekli,kadı burhanettin,kümbet,karşı yaka mahallelerini görürsünüz. Gözünüzü hafif sola kaydırdığınızda,Dev bir sanayi tesisi dikkatinizi çeker. 1946 yılında faaliyete geçmiş bir zamanlar DDYollarına lokomotif ve vagon üretimi yapan 5 bin civarında çalışanı bulunan bir iktisadi devlet teşekkülü tesisidir."şu an ne durumdadır bilgim yok"kıvrım kıvrım demiryolu raylarını göğüslemiş Sivas Gar binasını seyretmek ayrı bir heyecan ayrı bir zevk vermesi ile insanı uzayıp giden tren yolları hayallere daldırır. Kale parkın sağ tarafından yürümeye devam ettiğinizde oradan da şehrin güney yakasını incelersiniz. Hemen önünüzde pulur,kızılırmak,üçlerbey,kale ardı,çayırağzı,eğri köprü,mahalleleri,sanayı,otogar,ihtişamı ile tarihi Gök medreseyi görürsünüz."bu mukaddes yapıyı internetten araştırma gereği duyarsınız" Daha uzaklara bakınca,kızılırmak havzasına kurulmuş kardaşlar dağına yaslanmış Cumhuriyet üniversitesi kampüsü dikkatinizi çeker. Yavaş adımlarla kalenin doğusuna gelirsiniz,orada durduğunuzda,şehrin doğu yakası artık ayaklarınız altında dır. Önünüzde tarihi Ulu camii ihtişamı ve yaşlanmış haliyle Esselatü Vesselamü diyerek sizi karşılar çünkü burada cenaze hiç eksik olmaz,çarşı merkezinde paşa camii,kaldırımla aynı seviyeye gelmiş haliyle tarihi meydan camii,mahkeme çarşısı sebze hali,(eski adı garipler mezarlığı)demirciler ardı,ferhat bostan,gökçe bostan,bahtiyar bostan,Ali baba,gülyurt,kılavuz,yeşilyurt,Abdulvahabi gazi,mahallelerini tarafıktan sonra,yukarı tekke camii ve minaresi dikkatinizi çeker.(Abdulvahabı gazi türbesi buradadır(sivasın manevi bekçisi) eski sanayii çarşısı,halfelik mezarlığı,organize sanayii ufukta görünür.sizi selamlar. Yürümeye devam ettiğinizde kale parkın kuzey tarafından sivasın kuzey yakasını seyre başlarsınız. Bu açı oldukça geniş ve şehrin ilk yerleşim bölgesi ağırlıklı olarak bu yöndedir. Hemen önünüzde Çifte minare,buruciye,şifahiye medreseleri ve ihtişamı ile kale camii,kongre lisesi(şimdi müze) tarihi hükümet konağı,tarihi jandarma binası,cıbıllar parkı olarak tarihi doku gözünüze çarpar, çarşıbaşı,çayyurt,örtülü pınar,akdeğirmen,uluanak,sularbaşı,mevlana,mehmet paşa,yüceyurt,bezirci,kazancılar,kanlıbahçe mahallelerini görürsünüz.Uzak noktalarda eski numune hastanesi,öğretmen okulu Erkek sanat okulu,Ceza evi,gibi yerleri de görme imkanı bulursunuz.Daha ilerlerde kabak yazısı,temel tepe askeri kışlaları,paşa fabrikası(paşabahçe) gözünüze uzak ta olsa takılacaktır. Kale parktan sivası dört yakasını inceledikten sonra,kalenin doğu yönüne inşa edilmiş kale gazinosunun bahçe kısmında bir masaya oturdum. "Burası sivasın kuzey doğu yakasını kucaklar,geçmiş yıllarda eğlence alemine hizmet verecek büyüklükte kapalı alanı,önünde açık bahçesi ile faaliyet gösterirdi. Yaz sezonunda mahalli ve yabancılar getirilirdi. Gençlik yıllarımızda kaleli sabri diye bir beyfendi işletirdi,kibar saygılı bir insandı. Okul yıllarımızda da sık sık giderdik ama gençlik yıllarımızda pek sık gitmezdik. Buranın hepsi bir avuç yerdi,bizler büyüdükçe kale gözümüzde küçülmeye başlamıştı. Orta yerinde Ramazan topu vardı Ramazanda iftar saati buradan top atışı ile şehre duyurulur,sahurun bitişi de top atışı ile ilan edilirdi. Okul yıllarımızda kaleye gider zaman zaman bu topun üstünde resimler çekerdik. Bizim için ne kadar enteresan ne kadar değişik bir şeydi. Yaz sezonunda kalede okunan şarkılar akşamın sessizliğinde şehrin her yerinde duyulurdu.Uzaktan gelen bu ekolu nameler insana bir başka dokunurdu,insanlar uzaktan dinlemeyi tercih ederlerdi. Gazino dedimse çay kahve parasına çalışırdı,dinleyicilerin bıraktığı çekirdek kabuklarının temizliğine değmeyecek bir hesap ödenirdi. Kalede minnacık birde havuz vardı onun üstünde havuza uygun ufacık birde köprü topu topu iki adımdı. Onun üstünden geçmek büyük bir marifetti,şimdi ne köprülerden geçiyoruz hiç tınmıyoruz. Köprü deyince insanın aklına sırat köprüsü gelmeli. Sivas seyatlerimizde Büyük otelde kaleye bakan oda istiyoruz, kahvaltı salonu son katta kaleye bakan cam önünde oturuyoruz yetmez mi? " Doğu yakasını daha detaylı incelemeye başlamıştım ki genç bir delikanlı dikkatimi dağıttı! Ne içersiniz dedi? Tabi ki bir şey içmek lazım. Arkadaşlar gelecek onlar gelince söyleyelim dedim. Çocuk tamam der gibi boynunu büktü gitti. Aslında kimse gelmeyecekti,zaten yalnızda değildim! Masalar sandalyeler,gelip geçenler,göz ucuyla bakanlar,selam verenler,sağa sola koşuşturan çocuklar,çoktu. Garson başkaları ile ilgileniyor,benim yanıma gelmek için arkadaşlarımı bekliyordu. Ancak bekleyiş uzayınca dayanamadı geldi ben size bir kahve yatırayım nasıl olsun dedi. Ben ise evet evet sade olsun diyebildim. O esnada bazı arkadaşlarımın isimleri kafamdan bir sinema filmi gibi geçti. Necmi,yaşar,serdar,turan,birol kemal vs. Garson şark diye masaya fincanı koydu. Gençlik yıllarımızda bazı akşamlar arkadaşlarla UDİ garbisin şarkıları ve ud taksimleri eşliğinde yapmış olduğumuz eğlenceler bir an gözümün önüne geldi. Epey bir zaman gençlik yılları ile oyalandıktan sonra kalkmak istiyordum yalnızlığımdan yanancı olduğum sağda solda oturanlar tarafından hissedilmeye başlandığı kanaati hasıl oldu. Bir insan çocukluğunun,gençliğinin okul hayatının,sosyal hayatının ticari ve içtimai hayatının 35 yılını geçirmiş olduğu bir yerde yabancı olur mu? Olur. Arkadaşlarından,(yaşıtlarından) yüzde doksanının içtimai veya ekonomik koşutların yetersizliğinden,başka illere başka ülkelere göç etmişlerse,veya hak vaki olmuş bu dünyadan göçmüşler ebedi hayata dönmüşlerse! İşte sen orada yabancı olursun öyküler yazarsın... Etrafta garson çocuğu göremedim,fincanın altına bir miktar para bıraktım kalktım,masaya gelerek parayı alan çocuk,amca paranın üstünü almadın diye bağırıyordu. Arkaya döndüm Çocuklar gelecek onların hesabınıda o paradan kesersin dedim. Garson çocuk iki elini yanlara açarak hayretle arkamdan baka kalmıştı. Ben ise yerlerde gördüğüm çöre,çöpe,taşa,yaprağa vurarak ilerledim. Bir taraftan da halime gülüyordum. Kendi kendime lan oğlum selamet yaşlanmışsın farkında değilsin diyerek kalenin yokuşunu indim. Esen kalın. Mustafa Cılga paylaşımıdır.

via Sivas Herfene http://bit.ly/2tg7NAo

Sebahattin Polat 1994/1995 Sivasspor eski başkanlarından

via Sivas Herfene http://bit.ly/2ufp122