Ana içeriğe atla

Takriben, 1950’li yıllara ait olduğunu düşündüğümüz eski bir mahalle fotoğrafı! Bu fotoğraf, aslında bir fotoğraftan daha öte bir mana içeriyor. Manzarası, zaman ve mekân derinliği ile bugün, büyük bir çoğunluğun yabancısı olduğu bir dünyanın anatomisini gözler önüne seriyor. Şimdiki çocuklara, “işte bizim çocukluğumuzun geçtiği mahalle işte bizim çocukluğumuz” diye göstersek, ne tepki alacağımızı çok merak ediyorum. Hacı Zahit Mahallesi’nin, Yeşil Camii Minaresi yönünden aşağıya doğru bakıldığında, tanıdık evler var sanki. Aşinası olduğumuz yüzler, suretler ve gölgeler. Sokağımızın hüzünlü duruşu, asaleti ile her biri kendi evimizmiş gibi benimsediğimiz, sağda Yöroğulları, solda Karaöncel ile Abdi Ayıkmaz ve tam karşıda ise Deli Fado’nun evi… Tahminimiz, düşüncemiz, tespitimiz bu yönde; semt olarak Hacı Zahit Mahallesi olduğunu düşünüyoruz. Fotoğrafın tam ortasındaki modern giyimli kişilerden (tahminen hanımefendi olanı) birisi (Göllbilge-Kösaal) ailesine mensup… Büyük bir ihtimalle Sivas dışından geldikleri belli ve yine büyük bir ihtimalle de bir aile ziyareti. İçinden sayfalar dolusu yazı çıkabilecek bu fotoğraftan çok etkilendiğimi belirtmek isterim. Gerek sokağın sadeliği ile toprak yolu, kerpiçten yapılmış tek katlı ve bahçeli bu evlerin sıcaklığı şimdiki çok katlı modern binalarda yok maalesef. Ama en çok yüreğimi burkan, kadın ve çocukların meraklı bakışları. Sanki ilk kez gördükleri bu manzara karşısında, başka bir dünyadan geldiğini düşündükleri bu iki kişiyi şaşkınlıkla süzüyorlar. Zamanına göre son derece şık giyimli gösterişli ve başı açık bir hanımefendinin, olağanüstü bir şekilde dikkat ve ilgi çektiği çok belli… Siyah İspanyol paça pantolonu, şık ceketi ve geniş yakalı gömleği ile bu sokağa ne kadar da yabancı! Fotoğrafın sağ kısmındaki siyah bürüklü hanımefendiler, soldaki günlük kıyafeti ile mahalle sakinlerinin dikkat çeken gıpta ile karışık meraklı bakışları, çocuklar ise adeta bir tören geçişini, bir fener alayını izler mahiyette… Bir mahalle sokağının, Elli yıl öncesine ait siyah beyaz bir fotoğrafla çarpıcı özeti… Ne olursa olsun, Hacı Zahit Mahallesi… Yani, bizim Mahallemiz. Zengini, fakiri, düşkünü, yoksulu ile her biri birer ahlak abidesi olan, erdem ve feraset sahibi insanların yaşadığı muhit… Kalplerinin güzelliği, sevgisi ve merhameti ile her zaman örnek olmuşlardır ve biz de bu mahallenin birer evladı olarak mahallemizi de insanlarımızı da çok seviyoruz. Ahmet Caniklioğlu hocamızın yazısıdır.


via Sivas Herfene http://bit.ly/2fUkNE6

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ŞARKIŞLA YEMEKLERİ İlçede değişik kültürlerden insanlar yaşadığından dolayı, yemek kültürü bir hayli zengindir. 93 Harbi sırasında Kars-Erzurum'dan buraya yerleştirilen insanların kendi kültürlerini de beraberinde getirdiklerinden, o kültürlere ait birçok yemek, bütün Şarkışla'da kabul görüp, herkes tarafından yapılmaktadır. Ayni zamanda yerli halkın da, Sivasin diğer bölgelerinden çok değisik olmasada, kendine has yemekleri bulunmaktadır. Şarkışla'nin başlıca meşhur yemek ve tatlıları: Çorbalar Arabaşi çorbası Bulamaşı Düğürcükaşı Sulu köfte Tatar çorbası Yarmaaşı Herle Yemekler Arabaşi Içli köfte Madımak Su böreği Omaç Sündürme Cücük Dizman mantısı Bulgur pilavı Katıklı köfte Patates böreği Kaygana Evelik sarması Kabak çiçeği dolması Sirken böreği Velibah Yağlama Guymah Dal turşusu Keşkek Mıhla Köremez Deri Kebabı Mımbar Mantı çeşitleri Sini mantısı Ufak mantı/Bideleme Haluj/Hambal (Çerkes) Hingel Galnış-Cırdıgış (Çeçen) Üç ibikli mantı Kızıl mantı Tatlılar: Gavud Hurma tatlısı Baklava Un helvası Sütlü Hasıda Hoşaf Üzüm çorbası Ufak tatlısı Paşa Sarması Şarkışla Kaymakamlığı sayfasından alınmıştır.

via Sivas Herfene http://bit.ly/2dO2UYa

Sebahattin Polat 1994/1995 Sivasspor eski başkanlarından

via Sivas Herfene http://bit.ly/2ufp122

Mûr Ali Baba

Tanzimat Şairi Ziya Paşa'nın dostu, Sivas’ta medfun Kâdirî Şeyhi Mor (Mûr) Ali Baba’nın güzel bir gazeli, okuyan Emin Işık. Not: Kâdirî Şeyhi Mor (Mûr) Ali Baba (1804-1884), oğlu “Gulâmî” mahlasıyla şiirler kaleme alan Sivas’ın ilk maarif müfettişlerinden olup bir süre öğretmenlik yapan Abdülkadir Gulâmî (1854-1886), oğlu Erzurum Kongresine Sivas delegesi olarak katılan öğretmen ve şair Fazlullah Moral (1876-1942), damadı ömrünü Türk kültürüne hizmet etmeye adamış olan şair ve yazar Vehbi Cem Aşkun’dur. Anberin (sünbülün) râyihası turra-i cânan getirir, Lutf eder bâd-ı sabâ derdime derman getirir. Ben derim nükhet-i zülfün getir ey bâd-ı sabâ, O gider başıma sevdâ-yı perişan getirir. Ben derim kast ile git nâme-i dildârı getir, O gider sür’at ile katlime ferman getirir. Küfr-i zülfün urefâ rehzen-i îmân dediler, O nice küfr idi Yâ Rab gören îmân getirir. Sabr kıl Âliyâ (Sâbitâ) zillet için izzet var, Gökyüzü ebr-i kaçan bağlasa bâran getirir. F.Eraslan paylaşımıdır.
from Sivas Her…