Ana içeriğe atla

"ÇOCUKLUĞUMUN, YAŞADIĞIM MAHALLEMİN BİR KAPISI OLSA" Hayal bu ya! Bir kapı kalmış olsa, Çayyurt Mahallesine koşarak girsem. Taş döşenmiş sokakları bilirim. Hangisi büyük, hangisi küçük. Bazılarını bir hayvana benzetirim, bazılarını bir heykele, harita gibi aklımda kaldırım taşları. Sabah güneşi ısıtır insanı. Bir kaç saat oturursun kaldırımda. Her arkadaş bir şey anlatır. Dalıp gidersin oyuna. Kahvaltıya kadar Dünya' yı dolaşırsın, herkes bir şey anlatır. Bir çırpıda arkadaşlarla değiştiğin Teksas, Tommiks' i okursun. Çeşmeden iki yudum su içersin. Koşarak evlere dağılırsın kahvaltıya. Bahçeden Ayrılma...Bahçeden Ayrılma...Arkadaşlarında gelsin burda oynayın. Ah Anne ne güzel oyunlar kurdururdun bize bahçede... Her evin ayrı bir ruhu vardı. İçinde yaşayanlarla. Devran değişir insanlar gider, evler kalır. Bahçeler bozulur, bahçeler değişir. İnsanlar gider mahalle kalır. Zaman değişir şehir kalır. Kalır mı? Sivas dediğin koca bir şehir tabi ki kalır. Bir kapı açılsa koşarak oyuna katılsam. Kaldığım yerden. Aynı babamın, annemin yürüdüğü yoldan yürüsem, ulaşırım o günlere. Komşuları görsem, hiç sesimi çıkarmadan izlesem onları. Kanatlı kapılara baksam, nasıl ses çıkardığını bilirim kapı tokmağının. Şimdi durmuş gibi. Hepsi ayrı seslenir. Şu penceredeki gül suyu olmuştur her halde... Hayal bu ya! Böyle bir şehir var mı dır? Üç dört kuşak aynı mahallede yaşayanlar değişmeden yaşıyorlar mı? Şehir kapıları gerçek fakat gerisi hayal. İnsanlara bir şey diyemem ama herkes kendi mahallesini, kendi sokağını, kendi evini kursun. "Elim Sende" Çocukluk bu ya! mustafacılga


via Sivas Herfene http://bit.ly/2LPCmDG

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ŞARKIŞLA YEMEKLERİ İlçede değişik kültürlerden insanlar yaşadığından dolayı, yemek kültürü bir hayli zengindir. 93 Harbi sırasında Kars-Erzurum'dan buraya yerleştirilen insanların kendi kültürlerini de beraberinde getirdiklerinden, o kültürlere ait birçok yemek, bütün Şarkışla'da kabul görüp, herkes tarafından yapılmaktadır. Ayni zamanda yerli halkın da, Sivasin diğer bölgelerinden çok değisik olmasada, kendine has yemekleri bulunmaktadır. Şarkışla'nin başlıca meşhur yemek ve tatlıları: Çorbalar Arabaşi çorbası Bulamaşı Düğürcükaşı Sulu köfte Tatar çorbası Yarmaaşı Herle Yemekler Arabaşi Içli köfte Madımak Su böreği Omaç Sündürme Cücük Dizman mantısı Bulgur pilavı Katıklı köfte Patates böreği Kaygana Evelik sarması Kabak çiçeği dolması Sirken böreği Velibah Yağlama Guymah Dal turşusu Keşkek Mıhla Köremez Deri Kebabı Mımbar Mantı çeşitleri Sini mantısı Ufak mantı/Bideleme Haluj/Hambal (Çerkes) Hingel Galnış-Cırdıgış (Çeçen) Üç ibikli mantı Kızıl mantı Tatlılar: Gavud Hurma tatlısı Baklava Un helvası Sütlü Hasıda Hoşaf Üzüm çorbası Ufak tatlısı Paşa Sarması Şarkışla Kaymakamlığı sayfasından alınmıştır.

via Sivas Herfene http://bit.ly/2dO2UYa

Sebahattin Polat 1994/1995 Sivasspor eski başkanlarından

via Sivas Herfene http://bit.ly/2ufp122

KIZLAR SİNİSİ EFSANESİ (Sivas/İmranlı) Orhan Karahan hocamızın paylaşımıdır .. Kızılırmak, Kızıldağ'dan doğar. Kızıldağ'da 'Beş Gözeler' denilen su kaynağının yakınlarında, peri bacalarına benzeyen kayalıklar vardır. Halk arasında buranın adı 'Kızlar Sinisi'dir. Bu efsanenin iki rivâyeti vardır, ilk anlatı şöyledir: Bir savaş sırasında düşmanların baskınına uğrayan Karataş köyünün kızları, izlerini kaybettirmek için Kızıldağ'a sığınırlar. Ne var ki, onları takip eden düşman askerleri, kızların izini bulur. Düşman eline düşmektense, ölmeyi tercih eden kırk kız, "Allahım, taş kesilelim de, düşman eline geçmeyelim." diye dua ederler. Bunun üzerine duaları kabul olur ve kırk kız taş kesilir. Efsaneye göre çok eski zamanlarda bir gelin alayı, Kızıldağ yamaçlarından geçerken eşkiya hücumuna uğrar. Eşkıya düzlükteki yolu kestiği için, düğün alayı Kızıldağ'a tırmanmaya başlar. Gelin, eşkiya elinden kurtulamayacağını anlayınca Allah'a yalvarır. 'Ya onları taş kes, ya beni taş kes' der. Düğün alayı o anda Kızıldağ'ın yamacında taş kesilir. Gerçekten de o yörede, uzaktan bakıldığında, dağın yamaçlarına yayılmış ve bir düğün alayını anımsatan irili ufaklı kayalar görülür; hatta bunların arasında bir çeyiz sandığı bile vardır... "Sini", Farsça'da "cemal" anlamına gelmektedir. Efsanedeki kırk kız, yüzlerini kimseye göstermemek için Allah'a dua etmiş, bu nedenle taş kesildikleri yere "Kızlar Sinisi" denmiştir. (Kaynak: Anthony E. OCEAN - Türk Mitolojisi)

via Sivas Herfene http://bit.ly/2h0ob4a