Ana içeriğe atla

”Çok Zaman, Atatürk’ün İpek Mendiliyle Gözlerini Sildiğini Görmüşümdür.” CEVDET TOLGAY ANLATIYOR: -Çok zaman, ceketinin küçük cebindeki ipek mendilini çıkarıp gözlerin sildiğini görmüşümdür. Bakın size, şimdi aklıma gelen bir anımı anlatayım. Bir akşam Ankara Palas’a gittik. Pistte dans edenler vardı. Dans edenlerin içlerinde yakışıklı bir genç de vardı. Ankara Palas’daki atraksiyon yapan heyetin içinde bulunan genç bir kadın artistle dans ediyordu. Atatürk, gencin hep aynı kadınla dans ettiğin görmüş dikkatini çekmiş, tam önünden geçerken durdurup onları, gülerek: ‘Ne o’ dedi, ‘bu kız çok hoşuna gidiyor galiba, hep onunla dans ediyorsun?’ Genç başını öne eğdi. Hiç cevap vermedi. ‘Hâdi bakalım, dans edin’ dedi. Sonra bize döndü: ‘Bu gençleri masanıza çağırın, ağırlayın onları!’ dedi. Dans bittikten sonra, gençleri masamıza çağırıp ağırladık. Biz, Atatürk’ün masasının arkasındaki masada oturuyorduk. Atatürk, gençle rahat konuşabilmek için kendi oturduğu yerin arkasına oturttu onu. Sonra konuşmaya başladılar: ‘Ne iş yaparsın sen?’ Genç, mühendisim efendim diye cevap verdi. ‘Buraya sık sık gelir misin?‘ Haftada, on beş günde bir gelebiliyorum efendinim. ‘Hep bu kızla dans ediyorsun galiba?’ Genç başını öne eğdi. ‘Ne kadar maaş alıyorsun?’ Geçmiş gün unuttum, sanıyorum genç 100 lira civarında bir rakam söyledi. ‘Eee’ dedi Atatürk, ‘bu kadar para sana yetiyor mu? Senin masrafın çok anlaşılan…’ Hayır efendim, dedi genç mühendis, ben maaşımı alınca anneme veririm. O da bana haftalık verir. Buraya geldiğimde de bir şişe bira içer, biraz eğlenmeye çalışırım! O zamanlar bir şişe bira, Ankara Palas’ta, 100 veya 150 kuruş kadardı. Genç mühendisin maaşını annesine verdiğini, ondan harçlık aldığını, buraya gelince de bir şişe bira içip eğlenmeye çalıştığını söylemesi Atatürk’ü çok duygulandırmıştı. Gözleri yaşardı. Ben de öyle yapardım’ dedi, ‘ben de maaşımı anneme verirdim. O da bana harçlık verirdi.’ Sonra dans etmelerini istedi. Biz kalkınca da, bana emrettiler: ‘Gence bir miktar para armağan ediniz!’ Atatürk’ün parası bende durur, emirlerine göre harcardım. Sonra da: “Otelin müdürüne söyle, bu gece bu gençleri burada misafir etsinler!’ dediler. KAYNAK: Atatürk’ün yaveri Cevdet TOLGAY’dan aktaran; M. Sunullah ARISOY Sayfa: 210.


via Sivas Herfene http://bit.ly/2J9KPnz

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATATÜRK'ÜN ŞOFÖRÜ VE KORUMA MUHAFIZI İLE YAPILAN BİR RÖPORTAJ Atatürk’ün şoförü ve koruma muhafızı ile yapılan bu röportaj, 10 Kasım 1969’da Günaydın Gazetesi’nde yayımlanmıştır. Koruma muhafızlarından Başçavuş Cinoğlu, hayli ileri yaşına rağmen, röportajın yapıldığı zaman, Milli Savunma Bakanlığı’ndan kendisine tahsis edilecek maaşı ve İstiklâl madalyasını beklemekteydi. Umarız Atatürk için canını ortaya koyan bu yiğide devlet sahip çıkmıştır. Hepsinin ruhu şad olsun… 22 yıllık muhafızı anlatıyor ATATÜRK: ‘Kimseye kötülük etmedik. Korkumuz olamaz’ derdi Atatürk’ün 22 yıl aralıksız muhafızlığını yapan eski başçavuşlardan Tahsin Cinoğlu, büyük kurtarıcının vefatının 31. yıl dönümünde kendisiy­le ilgili bir hatırasını şöyle anlatmıştır: “-Büyük Atatürk’ün 22 yıl özel muhafızlığını yaptım. Onu canımdan çok sevdim. Ve en ufak şüpheli göze, gözleri­mi diktim. Bir gün, İzmir’de birlikte yürürken, kendisine ‘Paşam, biraz daha sağdan yürüseniz’ diye rica ettim. Ba­na,‘Tahsin evladım kendini o kadar üzme, sen de benim gi­bi bu vatanın evlâdı bir Türk çocuğusun. Senin hayatın da benimki kadar kıymetlidir… Biz, halkımıza ve vatanımıza kötülük etmediğimiz için korkmayız. İyiler korkmaz, kötüler korkar’ derdi.” İlk şoförü anlatıyor... ”Sivas Kongresi ATATÜRK için çok önemli bir kongre idi” Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarihten Erzurum ve Sivas kongrelerinin sonuna kadar makam şoförlüğü­nü yapan ve o zaman henüz 18 yaşında olan Mehmet Türker Ata’nın yanında geçirmiş olduğu yıllara ait hatıraları­nı gözleri yaşararak anlattı… ”19 Mayıs 1919’da Büyük Atatürk, Samsun’a Bandırma vapurundan çıktığı zaman onu karşılayanlar arasında ben de vardım. Aziz Atatürk bir hafta Samsun’da istirahat et­tikten sonra beni makam şoförü olarak görevlendirdiler ve 2 dolma bir havalı lastikli otomobille Sivas’a hareket ettik yolları Rum Çeteciler istila etmişti. Atatürk Sivas kongresine çok önem veriyordu, bana; ‘bu kongre mutlaka yapıl malıdır, milletimizin kaderi bu kongreye bağlı’ diyordu. Binbir güçlüklerle Sivas’a geldik ve kongre yapıldı.” Kaynak: Atatürk'ün Özel Hizmetinde Çalışanlar

via Sivas Herfene http://bit.ly/2LLHY1F

Sebahattin Polat 1994/1995 Sivasspor eski başkanlarından

via Sivas Herfene http://bit.ly/2ufp122
via Sivas Herfene http://bit.ly/2HTrQZQ