Ana içeriğe atla

Sivas’ta Bizanslı, Selçuklu, Osmanlı Devri, Çadır kurdu, keven söktü Sivas’ta. Çoğunluk-azınlık, kabayla sivri, Hayat sürdü, kağnı çekti Sivas’ta. Tarihi devirdik, sayfalar açtık, Köprüler kurdular, üstünden geçtik, Cumhuriyet adlı rejimi seçtik, Anayasa ocak yaktı Sivas’ta. Ferfana, gelenek, imece, töre Madımak, Üçayak oynardı yöre, Halay çeker idik, iz süre süre, Çok şey öldü, göçü çekti Sivas’ta. Cirit oynanırdı, yarışırdı at, Düğünde “Tey tey” yükselir kat kat, Davula zurnaya biraz bahşiş at, Güzel çoktu, niza yoktu Sivas’ta. Rençperler harmanda ayran içtiler, Gençler, Ramazan’da ekin biçtiler, Kışın, önümüzde çığır açtılar Pek çok kabadayı çıktı Sivas’ta. Kültürü, folkloru, türküsü, sazı, Güçlü âşıkları, atıştı bazı, Sekili odalar, çözerdi buzu, Sıcak vurdu, terler aktı Sivas’ta. Küçükler, büyüğe sevgi beslerdi, Komşular, iftara fakir seslerdi, Herkes birbirini kırmaz, süslerdi, Ahali yan yana tekti Sivas’ta. Bölücüler, halka nifak soktular, Temiz insanlara, kurşun sıktılar, Birlik isteyene karşı çıktılar, Her kökten kimseler yekti Sivas’ta. Bayramdan bir evvel, arefe günü, Memmecim gıliği, çocuk düğünü, Cazip yönleriyle anlattım dünü, Atalar, muhabbet ekti Sivas’ta. Camiler, kümbetler, hamamlar, hanlar Müzeler, dopdolu kılıçlar kınlar, Minarede ezan okuyan canlar, Ağıt düzdü, türkü yaktı Sivas’ta. Köylü köyde mera sürdü, döğüştü, Partizanlar partizanla boğuştu, Eskiye nazaran çok şey değişti, Aydınlar canından bıktı Sivas’ta. Şiveler, lehçeler girmiş iç içe, Pazar kurmuş sergi sermiş iç içe, Dünya var olalı durmuş iç içe Nice cahil beylik çöktü Sivas’ta. Ustalar ördüler, kerpiçten duvar, Emzikli avratlar, yaydılar davar, Tek-tük küheylan da gemini gever, Zaman sikkeleri söktü Sivas’ta. Kaldı’nın yerinde, Yüksekokul var, Hukuk, tıp tahsili yapan akıl var, Fenle edebiyat misli nakil var, Eğitim bayrağı çekti Sivas’ta. Dikimevi vardı, hani ya nerde? Ufak atölyeler ilaç mı derde? Fabrika yok, fakir çilede darda, Ahali boynunu büktü Sivas’ta. Teknik ilerledi, derler ve lâkin İşçiler iş ister, aç kalan sakin, Huzura hasretiz, felç tuttu sükûn, Mutfaklarda, şimşek çaktı Sivas’ta. Otobüs durağı taksi durağı, Minibüsler taşır, orta direği, Bütün kimselerin yanar yüreği, Geçim develeri ıktı Sivas’ta. Parayı kazanan tez elden göçtü, Yatırım yapmaktan çekindi kaçtı, İyi meziyetler diplere geçti, Tacirler mezara soktu Sivas’ta. Kışları gayet sert, yazları ılık, Rüzgârlar çarçabuk değişir kılık, Gençler evlenemez, kızları kalık, Bekâr kaldı, papuç çaktı Sivas’ta. Altını üstünü takip et ara, İnsanım diyorsan herkese yara, Bu SEFİL SELİMÎ etmez beş para, Acım dinmez sevgi vakti Sivas’ta" AŞIK SEFİL SELİMİ #Sivas #SultanŞehir #Sivaslı #SivasHerfene #Nostaljia #Nostalji #Cayyurt #TavsanBayırı #Bengiler


via Sivas Herfene http://bit.ly/2HlLuwi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ŞARKIŞLA YEMEKLERİ İlçede değişik kültürlerden insanlar yaşadığından dolayı, yemek kültürü bir hayli zengindir. 93 Harbi sırasında Kars-Erzurum'dan buraya yerleştirilen insanların kendi kültürlerini de beraberinde getirdiklerinden, o kültürlere ait birçok yemek, bütün Şarkışla'da kabul görüp, herkes tarafından yapılmaktadır. Ayni zamanda yerli halkın da, Sivasin diğer bölgelerinden çok değisik olmasada, kendine has yemekleri bulunmaktadır. Şarkışla'nin başlıca meşhur yemek ve tatlıları: Çorbalar Arabaşi çorbası Bulamaşı Düğürcükaşı Sulu köfte Tatar çorbası Yarmaaşı Herle Yemekler Arabaşi Içli köfte Madımak Su böreği Omaç Sündürme Cücük Dizman mantısı Bulgur pilavı Katıklı köfte Patates böreği Kaygana Evelik sarması Kabak çiçeği dolması Sirken böreği Velibah Yağlama Guymah Dal turşusu Keşkek Mıhla Köremez Deri Kebabı Mımbar Mantı çeşitleri Sini mantısı Ufak mantı/Bideleme Haluj/Hambal (Çerkes) Hingel Galnış-Cırdıgış (Çeçen) Üç ibikli mantı Kızıl mantı Tatlılar: Gavud Hurma tatlısı Baklava Un helvası Sütlü Hasıda Hoşaf Üzüm çorbası Ufak tatlısı Paşa Sarması Şarkışla Kaymakamlığı sayfasından alınmıştır.

via Sivas Herfene http://bit.ly/2dO2UYa

Sebahattin Polat 1994/1995 Sivasspor eski başkanlarından

via Sivas Herfene http://bit.ly/2ufp122

KIZLAR SİNİSİ EFSANESİ (Sivas/İmranlı) Orhan Karahan hocamızın paylaşımıdır .. Kızılırmak, Kızıldağ'dan doğar. Kızıldağ'da 'Beş Gözeler' denilen su kaynağının yakınlarında, peri bacalarına benzeyen kayalıklar vardır. Halk arasında buranın adı 'Kızlar Sinisi'dir. Bu efsanenin iki rivâyeti vardır, ilk anlatı şöyledir: Bir savaş sırasında düşmanların baskınına uğrayan Karataş köyünün kızları, izlerini kaybettirmek için Kızıldağ'a sığınırlar. Ne var ki, onları takip eden düşman askerleri, kızların izini bulur. Düşman eline düşmektense, ölmeyi tercih eden kırk kız, "Allahım, taş kesilelim de, düşman eline geçmeyelim." diye dua ederler. Bunun üzerine duaları kabul olur ve kırk kız taş kesilir. Efsaneye göre çok eski zamanlarda bir gelin alayı, Kızıldağ yamaçlarından geçerken eşkiya hücumuna uğrar. Eşkıya düzlükteki yolu kestiği için, düğün alayı Kızıldağ'a tırmanmaya başlar. Gelin, eşkiya elinden kurtulamayacağını anlayınca Allah'a yalvarır. 'Ya onları taş kes, ya beni taş kes' der. Düğün alayı o anda Kızıldağ'ın yamacında taş kesilir. Gerçekten de o yörede, uzaktan bakıldığında, dağın yamaçlarına yayılmış ve bir düğün alayını anımsatan irili ufaklı kayalar görülür; hatta bunların arasında bir çeyiz sandığı bile vardır... "Sini", Farsça'da "cemal" anlamına gelmektedir. Efsanedeki kırk kız, yüzlerini kimseye göstermemek için Allah'a dua etmiş, bu nedenle taş kesildikleri yere "Kızlar Sinisi" denmiştir. (Kaynak: Anthony E. OCEAN - Türk Mitolojisi)

via Sivas Herfene http://bit.ly/2h0ob4a